Film Yorumu: Upgrade

 Upgrade (Türkçesi ile Yükselt) harikulade bir bilim kurgu ve gerilim filmi. Yapay zekayı konu edinen bir film olmasıyla birlikte, en iyi bilim kurgu filmleri listesinde yer edinmesi gereken bir baş yapıt. Fragmanın’da gösterildiği kadar dandik bir film değil elbette. Bilindik bir konu olmasına ve içinde bir takım klişeler barındırmasına rağmen, gayet güzel kurgulanmış ve oynanmış bir film olmuş. Heyecan ve doruğun hat safhada olan sahnelerin yanı sıra, düşündürmeyi ve gelecekten endişe ettirmeyi de eksik etmemiş. Filme gitmemiş arkadaşların izlemesini öneririm. 

IMDb Puanı: 7,7

Upgrade Fragman:

Upgraded Yorum

Yükselt! Yükselmek, aşağıdan yukarıya doğru gerçekleşen bir hareket etme biçimidir. Yukarısının ve aşağısının ne olduğunu bilmediğimiz bu uzayda, biz yukarıyı ve aşağıyı dünyamızın yer çekimine göre belirliyoruz. Fakat bizim konumuz, fiziki bir yükselme/yükseltme değil. Daha çok bilinçsel, zihinsel bir yükselme, hatta daha da doğrusu zekasal bir atlama gerçekleştirme, yapay zekasal.

Ama filmin anlatmak istediği daha derin bir felsefe barındırıyor. İnsan tanrıyı oynamayı istiyor. Tanrı olmak istiyor. Fakat kendisinin asla bir tanrı olamayacağını bildiği için, bu idealini farklı bir ırk üzerinden yaratmaya çalışıyor. Bu fikir özellikle filmin ilk sahnelerinde vurguluyor. Asha ve Eron tanıştıklarında, Asha, “Aman tanrım, sen en büyük teknoloji şirketinin sahibisin. Ben de şurada çalışıyorum. Şu an sizin kadar büyük bir şirket olmasak da, yakında olacağız.” diyor. Eron, “Hayır, olmayacaksınız.” deyip, Stem’ı tanıtıyor ve diyor ki, “Bu inanılmaz aygıt, gerçekten her şeyi yapabiliyor.” Her şeyi yapabilme gücü olan kimdir?

Az bir diyalog gerçekleştikten sonra Grey, cihazı alaya alıyor ve onun hakkında komik sorular soruyor. Eşi ve Eron ciddiyetini bozmayınca, adamımızın, “Sen ona bakınca yeni bir gelecek görüyorsun, ben bakınca daha çok işsizler.” demesi, yavaş yavaş insan ırkının yerine devşirildiğini dile getirirken, kendisininde teknoloji aygıtlarına ayar olduğunu belirtiyor.

Neler oluyor?

Eve dönerken araba kontrolden çıkıp, o teknoloji harikalarının barındığı dünyanın içerisinde geri kalmışlığın ve çadırda yaşayan küçük bir mahallenin, gettonun içine dalıyor. Teknoloji ne kadar yükselirse yükselsin, insanın insanlık seviyesinin aşağıya gideceğini temsil ediyor. Bu aslında kapitalizmin süreceğini de söylüyor. Nitekim ilk sahnelerde, “hem idealist, hem kapitalist olamazsın” diye bir aforizm geçiyor. Çünkü bildiğiniz üzere komünizm, her vatandaşın yaşam standartlarının eşit olacağını vaat eder. Özellikle’de temel ihtiyaçlarda. Fakat filmdeki gelecekte kapitalizmin sürdürülebilirliğini simgeliyor.

Polisler drone (Türkçe karşılığı uçan göz) ile toplumu takip ediyor. Fakat dronelar silahlara sahip değil, yalnızca bir kamera görevi görüyor. Bu biraz saçma. Uçan arabalar var, ağır nanoteknoloji var. Fakat dronelar herhangi bir eylemde bulunamıyor. Üstüne üstlük hayat standartları düşük olduğu ve eğitimsiz oldukları için fiziksel suça daha fazla eğilimli mahallelerin yakınında polis bulunmaması da garip. Neyse, kaza oluyor. Oysa ki, kaza planlanmış. Bir takım çete bunları sıkıştırıyor ve karısını öldürüyorlar. Bu ise sağ kalıyor. Karısının intikamını almak için yanıp tutuşuyor.

Fakat kaza sonrası toparlanamayan Grey, ilaç ile kendini öldürmeye, intihar etmeye çalışıyor. Elleri, ayakları, vücudu komple sakat olduğu ve yalnızca komutlarla bir şeyler istediği teknolojik aletlerden defalarca ilaç istiyor fakat belirli bir sayıdan sonra demir emri kesiyor ve emredilen ilacı belli bir dozdan sonra vermiyor.

Sonrasında aygıt ambulans çağırarak, Grey’i hastahaneye gönderiyor. Hastahane’de gözlerini yeni açan Grey’in karşısına mağarada yaşayan, teknoloji manyağı arkadaşı geliyor. Evet, mükemmel satış teknikleri kullanarak, Stem adlı cihazı Grey’in içine yerleştirmek istiyor. Seni bir kobay faresi edeceğiz diyor. Ama öyle güzel diyor ki, teknoloji düşmanı adamı teknoloji harikası ile dost ediyor.

Önce, moral bozucu bir şey olmalı, senin gibi işi elleri ile halletmeyi seven birisi için diyor ve sonra Stem’ı tanıtıyor. Her şeyi daha fazlasıyla yapabileceksin, hayat şuan senin için yeni başlıyor diyor, işi hemen oldu bittiye getiriyor. “Ameliyat benim evimde olacak, kimse bilmeyecek, yetkililer görmeyecek” derken bizim Grey, “Evlat, ben hayatıma reset atmak istemiyorum, fişi çekmek istiyorum.” diyerek konuşmayı bitirmeyi istiyor, teklifi reddediyor. Eron, karısının intikamını alabileceğini söyleyince bizim agayı ikna ediyor. Ve sonra ameliyat gerçekleştiriliyor, heyecan dolu film başlıyor…

İyi seyiler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir