Dinİslam

Kuran’da Hırsızın Elini Kesmek Var Mı?

Hırsızın Elini Kesmek

Hırsızın elini kesmek, kuranın içerisinde bulunan bir emirdir. Bu talimat uygulandığında, toplumun huzur ve refahı artacağına, güvenliğin sağlanacağına şüphe yoktur. Kuranda kadın olsun, erkek olsun, kim hırsızlık yapıyorsa, yaptığına mukabil bir karşılığı vardır. Çalma suçunun bedeli olarak ayette ellerinin kesilmesi emredilmektedir. Peki, burada geçen el kesilmesi hadisesi; fiziksel mi, yoksa mecazi midir? Bu yazının konusu, ayetin içerisinde geçen “hırsızların ellerini kesin” ibaresinde, “kılıçla veya satırla bir insanın, kolu ile elin ayırmak anlamında mı? Ya da, hırsızlığı önlemek anlamında mı?” olduğudur. Bu soruyu; kuranın ışığı, aklın yolu ve vicdanın sesi ile cevaplandıracağız, inşallah.

hırsızın elini kesmek

Bu konu hakkında araştırmalarım ve tartışmalarım sonucu ilginçtir ki, üç farklı grup olduğunu fark ettim. Ateistler ve muhafazakar Müslümanlar fiziki olarak, Kuran Merkezli Müslümanlar da mecazi olarak kabul etmektedirler. Aslında bu durum doğruluğu değiştirmez, fakat size bir takım işaretleri daha başından vermektedir. Yine de biz, İslam düşmanı ve radikal dincilerin bu konuda ittifak yapmasına ön yargılı yaklaşmayalım ve konuyu derinlemesine bir inceleyelim.

İlgili Ayetin İncelenme Aşaması

Hırsın eli kesilmesi ile ilgili ayet, 5. surenin 38. ayetidir. Öncelikle ayetin tartışmasız kabul edilen bölümünü yani yarısından sonrasını açıklayacağım. Çünkü o kısım hem ayeti fiziki olarak el kesme cezası olduğunu iddia eden hemde mecazi olduğunu iddia edenlerin kabul ettiği bölümü olup, dil  olarak o taraftan başlanılması daha doğrudur.

Allah'tan caydırıcı olarak yaptıklarına karşılık

Evet bu kısımda herhangi bir ihtilaf (ayrılığa düşme) yok. Ayetin burasını, “Yaptıklarına karşılık olarak, caydırıcı olsun diye Allah tarafından uygun görülen bir yasadır.” olarak çevirebiliriz. Şimdi ayetin diğer bölümünü inceleyelim.

1.  ve es sâriku : erkek hırsız
2. ve es sârikatu : kadın hırsız
3. fe iktaû : kesin
4. eydiye humâ : ikisinin ellerini

 

Hüma o ikisinin demektir. Erkek hırsız ile kadının hırsızın, o ikisin “eyd”ini kesin. Peki “eyd” nedir?أيد(eyd) Arapça’da eş sesli bir kelimedir. Bir anlamı güç/kuvvet diğer anlamı ellerdir. Her iki ihtimali de düşünüp, anlamaya çalışalım.

Güç

Eyd kelimesi, bir çok ayette mecazi olarak geçmektedir. Bunlardan bazıları:

Eyd ve basîret sahibi olan kullarımız; İbrahim’i, İshak’ı ve Yakup’u da hatırlat! (Sad 45)

Sen onların bu tür laflarına karşı dirençli ol ve eyd sahibi kulumuz Davud’u hatırla! (Sad 17)

Hani bir topluluk size eyd uzatmaya yeltenmişti de onların eydini sizden çekmişti. (Maide 11)

Bu ayetlerde geçen “eyd” kelimesi tümünde mecazi anlamda anlaşılmalıdır. Zaten fiziki olması çok alakasız olurdu. O halde hırsını elini kesmek dediğimiz gücünü kesmek olarakta ayeti anlayabiliriz. Ama biz yine de hemencecik karar vermek yerine bir diğer şekilde de anlaşılıp anlaşılamayacağına bakalım.

Eller

Eyd kelimesi Kuran’da gerçek anlamıyla, fiziki anlamıyla da geçmektedir. Tabi öncelikle size bazılarınızın bildiği üzere Arapça Dilinde var olan bir gramer bilgisini vermek istiyorum. Arapça da, müfret(tekil) ve cemi(çoğul) formun yanı sıra bir kip daha vardır. Bu tesniye (ikil)dir. Eyd çoğuldur. Yani en az üçtür.

bir el, iki el, eller

Dolayısıyla eller anlamını kabul etsek dahi bunun mecazi olarak anlamalıyız. Örneğin, eli ağır(yavaş), eli uzun(arakçı, hırsız), eli ayağı kesilmek(güçsüz, dermansız kalmak) gibi anlamlarda anlamız daha uygun olur.

Ayette güç değil, eller ise, bu kelime en az üç el ifade edeceğinden ve bir insanın da üç eli olamayacağından kastedilen mecazdır. Hemen burada bir itiraz gelebilir. Biri, “Tamam da, ayette bir hırsızdan bahsedilmiyor, şayet ayet ‘Bir hırsızın ellerini kesin!’ dese haklısınız. Lakin ayette iki kişi var. En az dört el olduğu için olamaz mı?” diye sorulursa cevap şudur. Eydiye humâ‘da hüma zamirdir. İki kişiye işaret eder onun için her ikisi içinde eyd denilmektedir. Eller Arapça’da üçten başladığı için bu ellerin biyolojik olarak anlaşılması im-kan-sız-dır.

Merak edenler olabilir. Tamam çoğul olarak geçtiği için gerçek el olamaz. Ama eğer, ayette eller çoğul olarak değil de ikil ya da tekil olarak geçseydi bu sefer yine güç olarak anlaşılabilir miydi?

Yahudiler; “Allah’ın eli bağlı.”dedi. Aslında elleri bağlı olanlar kendileri. Halbuki O’nun iki eli de açık olup, verir dilediği gibi.

İşte bu harika bir örnek. Şimdi, Arap Dili Grameri bakımından mecazi anlamda anlayamamak için bir sebep yok, üstelik Kuran’da da her formda bulunmakta. Elbette, el kelimesinin kuranda fiziki anlamda geçtiği ayetlerde mevut yok değil. Lakin gördüğüm kadarıyla Kuran’da el, iki el, eller olarak toplamda 120 defa geçmekte ve bunların yalnız 30 tanesi gerçek anlamda iken, geri kalanları mecazi yani güç manasında.

Eyd kelimesi üzerinde yeterince durduğumuzu ve en uygun anlamın mecazi olan bir anlamda olduğunu anlıyoruz. Fakat bir dakika durun ve son bir şeyi daha kısaca açıklamama izin verin.

Kesin

Şimdi bu kelimeden bir önceki kelime olan kesin emrinin kelimesini kısaca diğer ayetlerde nasıl geçtiğine bakalım. Ayette geçen ve Türkçe’ye kesmek olarak çevirilen kelime قطع‘dır. Bu kelime kuranda 2 yerde fiziki olarak  ve 16 yerde mecazi olarak geçmek üzere tam 18 defa bulunur. Yani anlayacağınız kelimenin kullanımı kuranda neredeyse her yerde mecazi anlamda geçmektedir.

2:27 – 3:127 – 6:45 – 7:72 – 9:121 – 10:27 – 11:81 – 13:4 – 13:25 – 15:65 – 15:66 – 22:15 – 27:32 – 29:29 – 56:33 – 69:49 – 59:5 ayetlerinde sonuncu ayet haricinde hepsi mecazi anlamda kullanılmıştır. İnkar edenlerin arkasını kestik, emri kesmek, yolları kesmek, cennetin nimetleri kesilmez ve benzeri şeklindedir.

Kuran’da katâ daha çok mecazi anlamda kesmeyi anlattığına göre ayetin fiziki olarak bir el kesmenin olmadığını açıkça görebiliyoruz. Fiziki olarak kesmenin olduğu kelime anlamı bunun şeddeli formu QaTTa’dır. Bunun kuranda kullanımına örnek olarak Yusuf Peygamberin kıssasında geçen bir olayı hatırlamanızı istiyorum. Hani bölgenin kadınları, Züleyha hakkında dedikodu yapmış ve o da onları saraya davet etmişti. Her birine birer bıçak bıçak verip, Yusuf’u da odaya davet etti. O odaya girdiğinde, ondan etkilenerek ellerini kestiler. Ayrıca ellerini kesip koparmadıklarını ve çizikler attıklarını anlayabiliriz. Elbette, eli kesip kopartıp atmak olarak geçtiği ayetlerde var ama bu şimdi bizim konumuz değil.

Maide Suresi 38’de geçen kelimenin mecazi olarak kesmek için kullanılan katâ olması ve eli çizmek veya eli kesip kopartmak anlamında kullanılan QaTTa olmaması, kesilmesi gereken elin fiziki değil, güç olması gerektiğini bir kez daha kanıtlar.

Sonuç olarak

Şunu net bir şekilde söyleyebiliriz ki, Maide Suresi 38. ayatte asla fiziki bir el kesme hükmünü kastedilmiyor. Bu hüküm, dinde aşırıya kaçanlar tarafından, dine ilave edilmiş bir başka uygulama daha. Size geçmiş yazılarımda dine mal edilenleri ama dinden olmayanları sizlerle paylaştım ve inşallah gelecekte de paylaşacağım. Şimdi, size soruyorum, erkek hırsız ve kadın hırsızın ellerinin fiziki olarak kesilmesini isteyenler ne diye bu hükmü yerine getirmiyorlar?

İşte bazılarının söyleyip uygulamadığını uygulayan, gerçek Müslümanlar. Bir hoca çıkıp, hırsızını “elini kesmek konusunda bizim tutumumuz nettir.” diyor. Sonra aynı recmetme olayında olduğu gibi pısırık kalıyor ve yapamıyor. Yine de Anlattıkları vahşi din bu yalnızca yapmaya yürekleri yok. İnsanları korkutmak ve hırsızlıktan uzak tutmak için insanları İslam’dan korkutup, Müslümanlık’tan uzak tutuyorlar.

Biraz empati yapalım ve ihtiyacı olduğundan dolayı bir şey çalan adamın elini kestiğimiz adamın, eli kesik olduğu için ileri ki yaşamında daha fazla zorluk çekecek ve daha fazla muhtaç haline gelecektir. Bir eli eksik olduğu için iş bulması zorlaşacağı gibi, bu adam zaten hırsızlık yapmış deyip hep ön yargı ile de yaklaşılacaktır. 20 yaşında ki bir gencin, cahilken işlediği hata yüzünden artık 20 yaşındaki karakterinden eser kalmayan 40 yaşında ki bir babanın hali nicedir? Gerçi bu ön yargı ile yatıp kalkan milletin o adama kız vermesinin ihtimali de yok.

Şimdi bunlar bir yana yapmasaymış, “Müslüman hiç hırsızlık yapar mı?” derken aklınıza bir şey gelmeli. Durun bi, fark ettiniz mi? Ayetin başında bu hırsızların müslüman olduğuna dair bir bilgi, tanım yok ki! Herkes için geçerli. Peki genç yaşlarında hırsızlık yapan bir gayri müslimi yakalayıp elini kessek, o adam bir daha hiç İslamiyeti iyi bilir mi? Ailesi? Çevresi? Hayır dimi? Görüldüğü üzere saçma sapan bir uygulama bu nasıl merhametli ilah ya! Hayır arkadaşım, hayır. Kuran göre hırsızın elini kesmek mecazidir, kesinlikle fiziki değil.

Kurana Göre Hırsızlığın Cezası

Peygamberler bizim için örnektir. Size Yakup (a.s)’ın uyguladığı cezayı örnek veriyorum.

“Hayret vallahi” dediler, “Doğrusu ülkede bozgunculuk çıkarmak gibi bir amaçla (buraya) gelmediğimizi ve bizim hırsızlık yapan birileri olmadığımızı siz de biliyorsunuz”  “Evet ama, eğer yalan söylüyorsanız bunun cezası (size göre) nedir?” dediler. “Hırsızlığın cezası, kimin yanında bulunursa, onun(hırsızın) ona(hırsızlığa) karşılık rehin alınmasıdır.” “Biz bu (suçu işleyen) zalimleri işte böyle cezalandırırız!”(Yusuf: 73, 74, 75)

Demek ki, Yakup Peygamberin uyguladığı hırsızlık yapmanın cezası alıkonulmakmış. Neden? Yusuf’un babası ve kardeşlerinin babası Yakup, bir İslam peygamberidir. Mısırlı yetkililer onlara “Hırsızlığın cezası sizin inancınıza göre nedir?” diye sorduklarında Yusuf’un kardeşleri, babaları Yakup peygamberden öğrendikleri cezayı söylüyorlar. Yani hırsızlığın cezası, İslam peygamberi Yakub’un uyguladığı yöntemi alıkonulmadır. Yakup, Yahudilerin değil kendi devrindeki Müslümanların peygamberidir. Dönemin Müslümanları da İsrail oğullarıdır. Ve İslam peygamberin Yakub’un döneminde ki Allah’ın hükmü de “rehin tutulmaktır”.

Mantık Yürüt ve Tarihi İncele

Bu uygulama gariptir ki, zaten günümüzde de tüm ülkelerde hırsızlığın cezası olarak verilmektedir. Çünkü mantıki ve vicdani olan bu hüküm fıtrattan gelmedir. Gariptir ki, dinde aşırıya kaçanlar haricinde el kesen yok. Modern, çağdaş ve refah seviyesinin üst düzeyde olduğu ülkelerde uygulanan bu ceza, Allah’ın kuranda bize bildirdiği cezadır.

İşlenilen suçun niteliğine göre cezası da elbette değişecektir. Bir evin kapısını kırıp, daha sonra da evde ki kasayı patlatıp, vurgun yapan hırsıza verilecek ceza ile, seyyar simitçi müşteri ile diyalog halinde iken, para kutusuna bir avuç atıp kaçan çocuğun yaptığı hırsızlık bir değildir. Cezaları bir mi olmalıdır? Onu çalan onu da yapar hareketi ile ilerleyemeyiz. Geleneksel din adamları bu sorunu fark etmiş olup, kendilerince bazı filtreler koymuştur. “Bu kadar üzeri çalması lazım, şu olmaması lazım, ancak o zaman elini keseriz.” denilerek, bu hüküm çok çok nadiren uygulanmıştır.  Çünkü bu hüküm kuran dışı, akla-mantığa ters ve vicdansız bir muamele olurdu.

Kuran’da şu olursa bu olursa dememiştir, direk hırsızın ellerinin kesilmesini emretmiştir. Düşünün, hırsızın ellerini kesmeniz gerektiği, en az 3 el ama olmadığı için siz iki eli kesip atmalısınız. Bu çok saçma bir hareket olacağı için araştırmalarımda, bir hırsızlıktan dolayı hiç iki eli kesilen birinin haberine rastlamadım. Gerçi tarih kaynaklarında hırsızın eli kesildiğine de pek rastlanmamaktadır. Çok az kişiye uygulanmıştır. Sebebi de, bu el kesmek her hırsıza uygulanamayacak cezadır. Allah böyle uygulanamayacak cezayı her hırsıza takdim de edemeyeceği için yine el kesme hükmünün kurandan olamayacağını net bir şekilde anlarız.

Bir Sonraki Ayete Dikkat

Ve çok önemli bir detay daha. Bu ayet bağlamından koparılmış. Maide 38’den bir sonraki ayeta bakalım:

Bu zulmü işledikten sonra kim tevbe eder ve kendini düzeltirse elbet Allah da onun tevbesini kabul eder; Zira Allah tarifsiz bir bağışlayıcı, eşsiz bir merhamet kaynağıdır (Maide 39).

Görüyorsunuz hırsızlık yapan biri için tevbe kapısı açık, eli kesme olsaydı bile (ki yok) tevbe eden birinin elini kesmeyin demekti bu. Gelelim en can alıcı soruya: “Şimdiye kadar çeviren o kadar kişi bilmiyordu da, bir siz mi biliyorsunuz gerçeği?”. Hayır, onlar da biliyorlar (Arapçaya hakim olanlardan söz ediyorum) ama Kur’an’ı Kur’an ile açıklamıyor, Kur’an’a aykırı rivayetlere başvuruyorlardı. Kuranı kuransız tefsir etmekte, hatalara götürüyor.

Bazı iyi niyetli insanlar hırsızın elini kesmek’ten kastın çizik atmak olduğunu söyler. Yani hırsızı damgalamak. Ancak bu doğru bir okuyuş değildir. Birincisi damgalanmış birinin bir daha iş bulması, geçimini sağlaması mümkün değil, 2. si bu çok yanlış bir Allah tasavvuru. Yanlış anladığımız her ayet bizi Allah’ı doğru tanımaktan alıkoyar. Müslümanlar ve iman edenler olarak aklımıza yatmayan, “Bu Allah’ın adaletine sanki uymuyor” gibi bir iç ses duyduğumuz her ayete “vardır Allah’ın bir hikmeti” demekten vazgeçmeli ve konuyu araştırmalıyız. Bunu bizden Allah istiyor. Allah gerçekten adildir ve her hükmünde tam isabet sahibidir.

Bazıları Bu Ayeti Neden Yanlış Anlamışlar?

Uzun uzun anlatmaya gerek yok. Bu ayetin yanlış anlaşılmasının tek sebebi, peygamber adına uydurulmuş rivayetler. Şimdi size bir örnek veriyorum ve yazımı herhangi bir yorum eklemeden, yorumu size bırakarak bitiriyorum.

Kütübü Sitte 1603:

Hz. Câbir (radıyallâhu anh) anlatıyor “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm)’a bir hırsız getirilmişti.
“-Öldürün onu !” diye emretti. Kendisine:
“-Ey Allah’ın Resûlü, bu adam sadece çaldı” denildi. Bunun üzerine
“-Öyleyse (sağ elini) kesin!” dedi ve derhal eli kesildi. Sonra aynı adam ikinci sefer getirildi. Yine:
“-Öldürün onu !” diye emretti. Kendisine:
“-Ey Allah’ın Resûlü, bu adam hırsızlık yaptı” dendi. Bunun üzerine
“-Öyleyse kesinl” dedi ve derhal (sol ayağı) kesildi. Sonra üçüncü sefer getirildi ve hırsızlık yaptığı söylendi. Hz. Peygamber:
“-Öldürün onu !” diye emretti. Kendisine:
“Ey Allah’ın Resûlü, bu adam hırsızlık yaptı” denildi. Bunun üzerine :
“-(Sol elini) kesin!” diye emretti. Sonra aynı adamı dördüncü kere getirdiler.
“-Öldürün onu !” buyurdu. Kendisine:
“-Ey Allah’ın Resûlü, bu adam hırsızlık yaptı” dediler. Bunun üzerine
“-(Sağ ayağını da) kesin!” diye emir buyurdu. Aynı adam beşinci sefer getiririldi. Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm):
“-Öldürün onu !” diye emretti. Hz. Câbir (radıyallâhu anh) der ki: “Adamı götürüp öldürdük. Sonra sürüyerek götürüp bir kuyuya attık. Üzerini de taşla doldurduk.”

Ebû Dâvud, Hudud 20, (4410); Nesâî, Sârik 15, (890, 91)

Alemlere rahmet olarak gönderilen peygamber, islam’ın lideri, Rahman’ın elçisi bu mu?

Etiketler

11 thoughts on “Kuran’da Hırsızın Elini Kesmek Var Mı?”

  1. Caydırıcı olsun diye elini kesebilir miyiz?
    Yani tamam, ayette yok ama adam çok hırsızlık yapıyor.
    Hapse atılmaktan korkmuyor o zaman elini kessek nasıl olur?
    Bir de elim kesilecek korkusuyla diğer insanlarda yapmazlar.
    İbret verici bir ceza olur dimi?

    1. Bu cezayı uygulamak haram diyemeyiz ama çok ağır bir ceza. Bel ki aşırıya kaçanlar için ibret verici bir ceza olsun diye kullanılabilir. Senin de dediğin gibi kuranda yok. Yazıyı yazma amacım bu islami bir uygulama olmadığını anlatmaktır. Ben yine de bizim için örnek olan peygamberin yani şu an ki, çağdaş ceza sistemini daha uygun buluyorum. Aşırıya giden insanlar için daha zorlayıcı şartlar altında, daha uzun zaman zarfında hapishane de tutulması kanaatindeyim.

  2. İnşallah insanlar bu söylediğini kabul ederler.
    Geç kaldılar geç, çok geç.
    Bu cahil insanlar Allah’ın dinine bakıyorlar, inşallah görürler.

  3. Eren böyle konuları nereden buluyorsun hayret doğrusu
    Güzel ama çalışmanı takdir ettim,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir